13 Eylül 2008 Cumartesi

MİGREN TEDAVİSİNDE YENİ BİR DÖNEM: ÇEKİRGELERİN SİNİR SİSTEMİ BİLİME YOL GÖSTERİYOR

Günümüzde insanların sık sık karşılaştıkları rahatsızlıklardan birisi, şiddetli baş ağrıları biçiminde ortaya çıkan migrendir. Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak meydana gelen migren ağrılarının bir nedeni de basınç, aşırı sıcaklık ya da nem gibi hava değişiklikleridir. İşte, insanlarda migren ağrılarına sebep olan bu hava değişikliklerine karşı, çekirgelerin sinir sisteminde özel bir Yaratılış mucizesi devreye girer ve canlıyı korur.

Bilim adamlarını hayrete düşüren çekirgelerdeki bu özel koruma sistemi, aynı zamanda iki önemli soru üzerinde yoğunlaşılmasına da neden olmuştur:

* Çekirgelerdeki bu özel sinir sistemi nasıl çalışır?

* Bu sistem, migren tedavisi için yol gösterici olabilir mi?

İnsanların sinir sistemi, merkezi ve çevresel (periferik) sistem olmak üzere iki kısımdan oluşur. Çevresel sinir sistemi, vücudun her tarafından gelen algı (tat, dokunma, görme, işitme, vücudun pozisyonu, ağrı, ısı, titreşim vb) bilgilerini merkeze taşıyan ve merkezden çıkan emirleri kas veya salgı bezi gibi ilgili yerlere götüren sinir bağlantılarından oluşur.

Çekirgelerin sinir sistemi de bilim adamlarını şaşırtacak ölçüde insanların sinir sistemine benzemektedir. Oysa evrim teorisine göre sözde evrim basamaklarının en üstünde yer alan insanın en gelişmiş sinir sistemine, bu basamağın çok altlarında yer alan çekirgenin ise basit bir sinir sistemine sahip olması gerekir. Çekirge ve insanın sinir sistemi arasındaki benzerlik, bu düşünce sistemini çökertmekte ve Evrim teorisini benimsemiş bilim adamlarını açmaza sürüklemektedir.

Yüce Allah her canlı grubunu kusursuz özelliklere sahip olarak yaratmıştır. Bu canlıların hiçbiri basit türler değildir. Hepsi kendilerine özgü mükemmel sistemlerle birlikte kusursuz bir yaratılış özelliği göstermektedir. Evrim teorisini benimsemiş bazı bilim adamları, bu gerçeği kavrayamadıkları için böcek ve insan arasındaki sinir sisteminin benzerliğini de kavrayamamaktadırlar. İşte, bilim adamları bir yandan çekirgenin insana benzeyen sinir sistemi karşısında hayrete düşerken, diğer yandan da çekirgenin çevresel koşullar değiştiğinde basınca karşı gösterdiği direncin nasıl çalıştığını araştırmışlardır.

Çevresel Koşullar Tehlike Oluşturduğunda Çekirgenin Sinir Sistemi Nasıl Çalışır?

Çekirgelerin sinir sistemini inceleyen araştırmacılar, merkezi sinir sistemindeki sinir hücrelerinin solunum döngüsünü kontrol ettiğini keşfetmişlerdir. Buna göre havada meydana gelen bir değişiklik örneğin oksijen azlığı veya aşırı sıcağın etkisiyle, canlı önce hızlı hızlı nefes almaya başlıyor, daha sonra da komaya giriyordu. Ama sıcaklık düştüğü ya da oksijen seviyesi yükseldiği zaman tekrar normal haline dönüyordu. Bu şekilde hem enerji tasarrufu sağlıyor, hem de acı hissini azaltıyordu.

Çekirgenin dışarıdan gelen uyarıların olumsuz olması durumunda koma haline girmesi, gerçekte hücre dışı potasyum iyonlarının yükselmesiyle bağlantılıdır. Sinir sisteminin düzgün çalışması için hücrelerin içinde potasyumun yüksek, hücre dışında ise düşük olması gerekir. İşte, çekirgenin hayatını kurtaran, bu dengenin değişmesidir. Sistemin normalden farklı çalışması ve olması gerekenden değişik bir durumun ortaya çıkması ise gerçekte bir yanlışlık değildir. Tam aksine Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratış sanatının benzersiz oluşuna bir kanıttır. Çünkü çekirgenin sinir sisteminde ortaya çıkan bu farklı durum, canlının hayati sistemlerini koruması için yaratılmış bir önlem mekanizmasıdır. Yüce Allah, çekirge örneğinde olduğu gibi tüm kainatı kusursuz ve benzersiz yaratmıştır. Bu gerçek, Kuran’da şöyle bildirilmiştir:

“O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4)

Sonuç:

Çekirgeler en fazla 5-6 cm büyüklüğünde aklı ve şuuru olmayan bir canlı türüdür. Barometresi olmadığı için basınç değişikliğini, termometresi bulunmadığı için hava sıcaklığını ölçemezler. Ancak Yüce Allah’ın kendilerine bahşettiği özel bir nimet sayesinde, çevrelerindeki ısı ve basınç değişikliklerini hissederek sinir sistemlerini uyarır ve daha dayanıklı hale gelmek için kendilerini hazırlarlar.

Çekirgelerin sahip olduğu bu sistemi, insanların ameliyatlarda kullanarak hastanın acı hissini engellemeleri, ancak modern tıbbın gelişmesi ile mümkün olmuştur. Oysa insanların bulduğu bu yöntemi, çekirgeler Yüce Allah’ın ilhamı ile ilk yaratıldıkları andan itibaren kullanmışlardır. Günümüzde modern tıbbın, bu mükemmel sinir uyarı sistemini inceleyerek migren ağrısının tedavisinde kullanmayı planlaması ise, Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratış sanatının bir kez daha bilime ilham kaynağı olduğunu göstermektedir. Yüce Allah’ın Bedi (örneksiz olarak yaratan) ismi bu küçük canlılarda tecelli etmekte, insanlar ise bu örneklerden yola çıkarak günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı buluşlar yapmaktadır. Rabbimiz Yüce Zatının bu örneksiz yaratışını bir Kuran ayetinde şöyle haber vermiştir:

“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca 'OL' der, o da hemen oluverir."” (Bakara Suresi, 117)

Kaynak:

http://www.sciencedaily.com/releases/2008/02/080207101321.htm

www.imanhakikatleri.com